Yazarlar

Bedenin Şifası Sadece Tıpta mı, Yoksa Ruhun Temizliğinde mi?

İnsan bedeni, yaratılmış en kusursuz sistemlerden biridir. Kalbimiz hiç durmadan atar, akciğerlerimiz nefes alır, beynimiz milyarlarca işlem yapar. Ancak bütün bu mükemmel düzenin devam edebilmesi için bedenin enerjiye ihtiyacı vardır…

Bedenin Şifası Sadece Tıpta mı, Yoksa Ruhun Temizliğinde mi?
0 0
Read Time:2 Minute, 12 Second

İnsan bedeni, yaratılmış en kusursuz sistemlerden biridir. Kalbimiz hiç durmadan atar, akciğerlerimiz nefes alır, beynimiz milyarlarca işlem yapar. Ancak bütün bu mükemmel düzenin devam edebilmesi için bedenin enerjiye ihtiyacı vardır. Bu enerji de Yüce Allah’ın insanlığa nimet olarak sunduğu rızıklardan, yani yediğimiz ve içtiğimiz helal gıdalardan gelir.

Bir lokma ekmek ya da bir bardak su ağızdan girdiği andan itibaren hayranlık uyandıran bir yolculuk başlar. Tükürükteki enzimlerle başlayan sindirim süreci mideye ulaşır; burada güçlü asitler ve enzimler besinleri parçalar. Ardından ince bağırsak devreye girer. Karaciğerden gelen safra ve pankreas enzimlerinin yardımıyla besinler iyice çözünür, milyonlarca villus tarafından emilir ve kana karışır.

Vitaminler, mineraller, proteinler, yağlar ve karbonhidratlar kan dolaşımıyla tüm vücuda taşınır. Kaslar hareket etmek, kalp atmak, beyin düşünmek ve hücreler yaşamını sürdürebilmek için bu besinlerden aldığı enerjiyi kullanır. Sindirim sisteminde meydana gelecek ciddi bir aksaklık ise insan ne kadar beslenirse beslensin hücrelerin yeterince faydalanamamasına neden olabilir.

Bütün bunlar tıbbın ve biyolojinin ortaya koyduğu gerçeklerdir.

Ancak insan yalnızca etten, kemikten ve kandan ibaret midir?

Asıl üzerinde düşünmemiz gereken soru belki de budur.

Modern tıp bedenin hastalıklarını teşhis eder, ilaçlarını yazar ve tedavi yollarını gösterir. Fakat insanın ruh dünyasında meydana gelen yaraların beden üzerindeki etkisini de tamamen göz ardı etmek mümkün değildir.

İnanç dünyasında, insanın işlediği günahların kalbi kararttığı, manevi huzuru zedelediği ve kişinin iç dünyasında ağır yükler oluşturduğu kabul edilir. Haram kazanç, faiz, kul hakkı, haksızlık, hırsızlık, alınan ahlar, kırılan gönüller ve yerine getirilmeyen dini sorumluluklar; vicdanı yoran, ruhu daraltan davranışlar olarak görülür.

Elbette tıbben herhangi bir hastalığın sebebini doğrudan günahlara bağlamak mümkün değildir. Hastalıkların teşhis ve tedavisi konusunda hekimlerin değerlendirmeleri esas alınmalıdır. Bununla birlikte, manevi hayatın güçlenmesinin insanın psikolojik dayanıklılığına, umut duygusuna ve iç huzuruna olumlu katkı sağlayabileceği de inkâr edilemez bir gerçektir.

İşte bu noktada tövbe, helalleşme, kul hakkını iade etme ve kişinin vicdanıyla yüzleşmesi yalnızca dini bir sorumluluk değil, aynı zamanda ruhsal bir arınma vesilesi olarak da değerlendirilebilir.

İnsan hem bedenini hem de ruhunu ihmal etmemelidir. Sağlıklı beslenmek, spor yapmak, doktor tavsiyelerine uymak ne kadar önemliyse; dürüst yaşamak, helal kazanca dikkat etmek, kul hakkından sakınmak ve manevi hayatı diri tutmak da o kadar değerlidir.

Belki de gerçek şifa, yalnızca ilaç kutularında ya da sofralardaki en kaliteli besinlerde değildir. Belki de gerçek şifa; temiz bir vicdanın huzuru, samimi bir tövbenin ferahlığı ve helal lokmanın bereketiyle birlikte anlam kazanır.

Son söz olarak şunu ifade etmek isterim:

Bedenimizi korumak için doktorlarımızın tavsiyelerine kulak verirken, ruhumuzu korumak için de vicdanımızın sesini ihmal etmemeliyiz. Çünkü insan, beden ve ruh bütünlüğü içinde sağlıklıdır. Maddi tedavi ile manevi arınma birbirinin alternatifi değil; birbirini tamamlayan iki önemli değerdir.

Unutmayalım ki gerçek sağlık, temiz bir beden ile huzur bulmuş bir ruhun aynı yolda buluştuğu noktada anlam kazanır.

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL