Dünya

Araştırmacı Yazar Abdulaziz Altekin,hepimizi derinden yaralayan bir afet geçirdik

Araştırmacı, yazar Mardinli Abdulaziz Altekin,kaleme aldığı yazısında Mardin – Diyarbakır Mazıdağı’nda meydana gelen yangında 15 vatandaşımızın hayatını kaybettiği ve maddi hasar meydana geldiği afeti yorumladı. Araştırmacı yazar Abdulaziz Altekin’in yazısında..

Araştırmacı Yazar Abdulaziz Altekin,hepimizi derinden yaralayan bir afet geçirdik

Araştırmacı, yazar Mardinli Abdulaziz Altekin,kaleme aldığı yazısında Mardin – Diyarbakır Mazıdağı’nda meydana gelen yangında 15 vatandaşımızın hayatını kaybettiği ve maddi hasar meydana geldiği afeti yorumladı.

Araştırmacı yazar Abdulaziz Altekin’in yazısında ;

Bildiğiniz üzere hepimizi derinden yaralayan bir afet geçirdik.

Yaşanan afette, yaşamını yitiren vatandaşlarımızın taziyesine katıldım. Gittiğimde gördük ki manevi zarar çok daha büyüktü!

Buradan hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Umarım bu felakat bir daha bu topraklara uğramaz.

Taziyeye katılmak için beraber eşlik ettiğim önemli bir isim vardı ve bizi görenler kırk yıllık dost sansa da,Ferhat Aydoğan beyle taziye günü yüzyüze gelip konuşma fırsatımız oldu.

Afetzede vatandaşlarımızın derdini paylaşmak için Ankara’dan özel olarak gelmiş ve beni aramıştı.

Önceden haberim olmadığı için Dargeçit’ten Mazıdağı’na gidişim dört saati buldu. Ve sabaha karşı anca dönebildim. Bu arada yeni bir şey fark ettim. Uyku müptelası olsan da, mutlu anlarda gram uyku geçmiyor aklından.

Köy yolu gerçekten berbattı. Köylülerin ve kimi çağrıda bulunan vatandaşların neden ısrarla yangın söndürmede hava desteğini istediklerini net bir şekilde gördük.

Keskin virajlı yolları aşıp köye vardık. Daha girişte hüzün kapladı içimizi. Ne doğru dürüst evler var ne de bu evlerde yaşam belirtisi. Herkes taziye evinde toplanmıştı.

Ferhat Aydoğan’ın aracı arkada bizi takip ediyor, benle Ferhat Aydoğan benim araçta geçtik taziye evine. Ferhat beyin aracını vekil aracı sandıkları için köyün yarısı yerinden kalkmadı. Sonra ikimizin araçtan samimi bir şekilde çıktığımızı görünce herkes karşılamaya geldi.

Aslında bir nebze de olsa onları anlayabiliyorduk.

Birkaç fotoğraf çekip, acınızı paylaşıyoruz deyip, lüks araçlarına binip arkalarına bakmadan kaçanlara karşı artık hoşgörüleri bitmişti.

Tarifsiz bir acının pençesindeydiler. Yangın hakkında bilgi verirken, sanki o anları tekrar tekrar yaşıyorlarmış gibiydiler.

Özellikle Ömer amca çekti dikkatimi. Eski püskü bir bastonla zar zor yürüyordu garibim. İki evladını kaybetmişti. Ve ailesinin bir yıllık emeği de onlarla birlikte yanmıştı. Elinde bir tek soğan tarlası kaşmıştı. Ona da Dedaş elektrik vermediği için muhtemelen birkaç gün içinde çöp olacaktı.

Israrla dertlerini sordu Ferhat Aydoğan

Vatandaşlar başta şaşırdılar. Bizden önce gelenler, fotoğraf çektirip gitmişlerdi. Kimsenin aklına bir ihtiyaçları var mı diye sormak gelmemişti.
Fazla ısrar üzerine anlatmaya başladı muhtar. Bu kadar büyük çapta bir hasara rağmen bölgenin neden afet bölgesi olmadığıyla başlayıp yangın söndürme araçlarıyla devam etti. Kesinlikle haklıydılar. Hava desteği olmadan karadan hiçbir destek etkili olmazdı.


Biz bunları konuşurken gözüm elektrik direğine takıldı. Neredeyse her yeri dökülüyordu.

Buna da değindi muhtar! Tehlike onlar için devam ediyordu. Herkesin uğrayacağını bile bile bari bu ayıbı düzeltelim de kimse görmesin dememişti Dedaş yetkilileri.
Elektrik direkleri hala ilk günkü gibi, ağaçtan yapılmış. Yer yer kopan teller, değiştirilmek yerine, birbirine yamalanmıştı.
Caminin üzerinden geçen teller neredeyse birbirine çarpacaktı ama köylüler kendi imkanlarıyla iki telin arasına çaılı yerleştirmişlerdi.

Ferhat Aydoğan özellikle sordu.

Yetkililer geldiğinde bunları göstermediniz mi, anlatmadınız mı? Diye.
Anlatmamıza gerek yok dedi bir köylü. Her şey ortadaydı. Ayrıca konuşmak istediklerinde, korumalar onları engellemiş. Maalesef millete hizmet etmek için seçilenler, milletin hükümdarı haline gelmişlerdi.

Özellikle yeni gelen Dedaş ilçe müdüründen şikayetçilerdi.

Direkteki teller koptuğu için arayıp haber veren köylünün saatini, ceza olsun diye direğin tepesine çıkarmış. Başka arızalar olduğunda köylü bir şekilde hallediyormuş. Onlar anlattıkça kahr oluyorduk.

 


Notlarımızı alıp tam kalkacakken öğrendik ki deprem zamanı evi yıkılan bir vatandaş varmış. Tüm başvurulara rağmen yardım eli uzatmamış kimse ve evin enkazı olduğu yerde duruyormuş. Kendileri de başka bir eve sığınmışlardı. Ayrıca bu yangında bir çocuklarını kaybetmişler. Anne yatalak olduğu için kendisine çocuğunun vefatını söyleyememiş kimse. Gelmişken onları da görelim dedik.

Henüz oradayken Ferhat bey, yatalak teyze için doktor ayarlamaya çalıştı. İnşallah Ankara’ya gidip tedavi görecek ve Ferhat bey şahsen ilgilenecekti. Ev için de malzeme ayarladı. İnşallah en kısa zamanda evleri teslim edilecekti. Gece saat 2’ye kadar bununla uğraştı. Çok şükür Derikli hayırsever iş insanı sayın Zeynel Abidin Danış, ne gerekiyorsa yapmaya hazırım dedi ve malzemeleri gönderme sözü verdi.

Son olarak Ömer amcanın derdine el attı. Bu konuyla ilgili yetkili merci hemen ilgileneceklerini söylediler.

Henüz köyden çıkmamışken Ferhat Aydoğan, bu memleketi sahipsiz bırakmışlar dedi. Doğru söylüyordu. Güzelim coğrafya kaderine terk edilmişti.
Köylüler zar zor bıraktı bizi. Dertlerini anlatıp içlerine attıklarını döktükleri için rahatlamışlardı. Onlar tebessüm ettikçe bizler daha da mutlu oluyorduk.

Bugün Ferhat beyi tanıdığım için gerçekten memnun oldum. Böyle dostlar sayesinde tüm yaraları sarıp, bu memleketi kaderine terk etmekten kurtarmanın mümkün olduğunu gördüm.

Ne yazık ki vatandaşın derdine ortak olmaya çalışan böyle yöneticilerimiz yok. Umarım bir gün o da olur.
Bu vesileyle bir kere daha beni bu hayra ve yardıma dahil ettiği için kendisine buradan teşekkür ediyorum. Vesselam…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL